Ana içeriğe atla

DAHİ DELİ

Selam.. Bugün size biraz Dali'den bahsetmek istiyorum. Ben resimle biraz geç tanışmış 18 yaşından sonra çok azda olsa çizim yeteneğim olduğunu keşfetmiş biriyim (bu mütevazilik değil gerçekten çok az sadece basit şeyleri bakarak çizebiliyorum neyse.) Doğal olarak Salvador Dali'yi de geç keşfettim onun adını,eserlerini,tuhaflıklarını daha önce duymuştum ama,ona olan hayranlığım üniversitemin duvarlarında onun "Kuğular ve Filler" adlı eserini gördükten sonra başladı. 
       
Resme gerçekten hayran kaldım. Ve bu resimden sonra değerli Dahi Deli'yi biraz daha yakından tanımak istedim. Araştırmaya başladığımda en garibime giden özelliklerini sizinlede paylaşayım.
  • Bir zamanlar bir karınca yiyen beslemesi.
  • Uyku ile uyanıklık arasında yaşıyordu. 
Uykuya dalar dalmaz hemen uyanabileceği bir düzenek hazırlamıştı.  Yattığı zaman elinde içinde anahtar bulunan küçük bir kase tutuyordu.  Uykuya dalar dalmaz kolu düşünce anahtar da başına düşüyor, böylece uykuya dalma aşamasında hayal ettiği ilginç görüntüleri kaydedebiliyordu.
  • Tek aşkı:Gala 
Dali durmaksızın onu resmetti. Çok ilgisiz resimlerinde bile tablonun bir köşesinde Gala vardı. Gala ilham perisiydi.
  • Parkınson hastasıydı.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vardı. 
  • Dali tam bir Hitler hayranıydı.
Bazı resimlerinde Hitler bir biçimde yer aldı.
  • Dali, ölen kardeşinin reenkarnasyonu olduğuna inanıyordu.
Dalí doğmadan önce annesinin, Salvador Dali isimli başka bir çocuğu doğurmuş olmasıdır.

Ne yazık ki, ilk Salvador ölür ve dokuz ay sonra ikinci Salvador doğar. İlk Salvador'a çok benzediği ve tam dokuz ay sonra doğduğu için, ailesi aslında oğlunun yeniden doğduğuna inanıyordu.(Bence en ilginç özelliği bu.)
Benim için en ilginç özellikleri bunlardı. Ama tabiki Dali'nin tuhaflıkları saymakla bitmez.
 Dahi Deli Salvador Dali tüm bu tuhaflıklarına rağmen hayranım(hatta itiraf etmek gerekirse rağmen kelimesini kullandım ama bu tuhaflıkları ona olan hayranlığımı ilgimi artırdı. )  Ama tab iki ona hayran olmamda ki en büyük etmen resimleridir.
Sevgiyle ve hoşça kal😺

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BEKLEMEYİN, YAPIN. İÇİNİZDE SİNSİ BİR ŞEY OLABİLİR..

                   Vize haftası, hastalık vs. derken kendimi zor toparladım. Yazı yazmaya vakit ayıramadım. İnsan yarın ne olacağını bilemez demiştim ya. Kesinlikle öyle. 25 gündür tahminlerin yürütüldüğü, ilaç yazılamayan ve henüz tedavi olamadığım bir rahatsızlığım var. 5 tane bölüm gezdim. En son muayene olduğum poliklinik tanı için uygulayacağı işleme baya ileri bir tarih verdi. Ve ben başka ilde ki hastaneleri araştırıyorum. Artık özel-devlet ücretli-ücretsiz araştırma hastanesi vs. fark etmiyor.            Sağlık denen şey gerçekten önemli.. Çok uzun tutamayacağım. Çünkü; anlatacak çok şeyim varken aslında hiç bir şeyim yok.           Ne yapmak istiyorsanız bugün yapın! 1 günde her şey değişebilir ve bu ne kadar sürer kestiremezsiniz. Beklemeyin.           Sağlıcakla kalın!

Pijamalı Kız

Evet bu aralar başlıktaki kız tam olarak benim. Yeni mezun bir işsiz olarak hayatım biraz zor ve sıkıcı geçiyor açıkcası. Yeni mezun olacak arkadaşları korkutmak istemem ama onca yıl okul okumaya alışmışken birden hayatından en büyük uğraşının çıkarılması insanı biraz üzüyor. Başta okulunun bitmesi fikri çok harika görünsede realitede maalesef öyle bir durum yok. Ama tabi ki tüm bunlara rağmen boş oturuyor gibi algılamayın. Peki napıyorum mesela alese girdim inşallah eylülde kendimi herhangi bir üniversiteye kabul ettirebilirsem yüksek lisansa başlıyacağım; ama o zamana kadar bir işte çalışmak istedim  tabi ki kendime göre bir iş bulamadım. Bu yüzden evdeyim bol bol sıkılmalı günler geçiriyorum. Amacım sizi sıkmak veya korkutmak değil aksine yeni mezun olacak arkadaşlar benim düştüğüm hataya düşmeyin demek. Tavsiyem daha okulunuzun bitmesine en az 5 6 ay varken mezun olduktan sonra ne yapmak istediğinize bir an önce karar vermeniz ve bu kararınıza körü körüne bağlanmamanız gerekiyo...

GÖKYÜZÜNDEKİ KRİSTALLER

    Her gece başımızı gökyüzüne çevirdiğimizde, şehir ışıklarından dolayı görmekte zorlandığımız minik parlak kristaller... Yıldızlardan bahsediyoruz evet. Kaç çeşit olduğunu merak ettiniz mi? Ben size bu soruyu sorduğumda aklınızdan "beyaz cüce, kırmızı dev " gibi cümlecikler geçtiyse bunları kafanızdan atın çünkü bunlar yıldızın evreleridir, çeşitleri değil .     Yıldızları sınıflandırmak için William Wilson Morgan ve Philip C Keenan 1943 yılında kafa kafaya vermişler. Yıldızları spektral tipine yani sıcaklıklarına göre sınıflandırmışlar ve buldukları bu yönteme ise " Morgan-Keenan " yöntemi demişlerdir. Spektral tipleri belirleyebilmek için bazı harfleri kullanmışlardır: O, B, A, F, G, K, M.(En ağırdan en hafife) Bu harfler yıldızın kütlesini ve tayf türünü sembolize eder. Harfleri akılda tutmak için bir kodlama bile var: ' O h B e A F ine G irl  K iss M e'       Yıldız sınıfları da kendi içlerinde bölümlere ayrılmaktadır. 0'dan 9'a do...