Bugün blogda yazı günü bende idi ne yazsam diye düşünürken aklıma geçen gün babaannemin anlattığı masal geldi daha doğrusu bir kıssadan hisse:
"Bir gün bir padişah ve yaveri tebdili kıyafet ile halkın arasına karışmışlar. Sokakta dolaşırken su başında bir kızla karşılaşmışlar kız o kadar güzelmiş ki padişah görür görmez vurulmuş kıza hemen yaverini kızın yanına göndermiş.Yaver kıza
-Şu karşıda ki atın üzerindeki delikanlıyı görüyor musun işte o delikanlı sana taliptir. demiş. Kız
- Bana taliptir peki ama meziyeti nedir? Diye sormuş. Yaver bunun üzerine" meziyeti olmasa ne kendisi padişahtır" demiş.Kız ise "Meziyeti olmadıktan sonra padişah olsa ne olur" demiş.
Yaver olanları padişaha anlatmış padişah bu duruma çok bozulmuş saraya döner dönmez kendine bir meziyet aramış ve yaverlerine kendine hasır örmeyi öğretecek birini getirtmiş gel zaman git zaman padişah hasır örmeyi öğrenmiş.
Bir gün nasıl olmuşsa olmuş masal bu ya padişah esir düşmüş zindana atılmış. Herkes padişahı arıyor nerede olduğunu bulmaya çalışıyormuş.
O sırada bir gün padişah zindandaki görevlilerden hasır istemiş "Ben hasır örmeyi çok iyi bilirim , hasır malzemeleri getirinde hem benim can sıkıntımı gidereyim hem de size para kazandırayım" demiş bunun üzerine padişaha bir sürü hasır malzemeleri getirmişler işlemesi için. Padişah uğraşmış çabalamış en sonunda hasırın üzerine yazı yazmayı da öğrenmiş. Bir gün çarşıya gidecek hasırların üzerine kim olduğunu nerede tutulduğunu yazmış bunu gören köylüler hemen saraya haber etmişler ve padişah zindandan kurtarılmış. Zindandan kurtulan padişah hemen o su başındaki kızı aramaya koyulmuş bulunca başında geçenleri kıza anlatmış ve artık bir meziyet sahibiyim benimle evlenir misin? Diye sormuş kız bu olayları duyunca padişahın teklifini kabul etmiş. Ee masal bu adetine uymak lazım onlar ermişler muradına biz çıkalım kerevetine.
O sırada bir gün padişah zindandaki görevlilerden hasır istemiş "Ben hasır örmeyi çok iyi bilirim , hasır malzemeleri getirinde hem benim can sıkıntımı gidereyim hem de size para kazandırayım" demiş bunun üzerine padişaha bir sürü hasır malzemeleri getirmişler işlemesi için. Padişah uğraşmış çabalamış en sonunda hasırın üzerine yazı yazmayı da öğrenmiş. Bir gün çarşıya gidecek hasırların üzerine kim olduğunu nerede tutulduğunu yazmış bunu gören köylüler hemen saraya haber etmişler ve padişah zindandan kurtarılmış. Zindandan kurtulan padişah hemen o su başındaki kızı aramaya koyulmuş bulunca başında geçenleri kıza anlatmış ve artık bir meziyet sahibiyim benimle evlenir misin? Diye sormuş kız bu olayları duyunca padişahın teklifini kabul etmiş. Ee masal bu adetine uymak lazım onlar ermişler muradına biz çıkalım kerevetine.
Kıssadan hisseya bu bi ders çıkartmak lazım tabi babaannemin de dediği gibi "Ne olursa olsun öğren sen illaki birgün lazım olur.- Hayat bu sürprizlerle dolu ne zaman kimin başına ne geleceği belli olmuyor.
Bu dersin dışında benim de nacizane bir önerim daha olacak o da şu ki hala masal anlatan birileriniz varsa dizinin dibinden ayrılmayın derim kalabildiğiniz kadar çocuk kalın içinizde ki o çocuğu hiç büyütmeyin ve onu masallarla besleyin.
Masal gibi bir hayatınız olması dileğiyle.
Sevgiyle ve hoşça kal.😺
Sevgiyle ve hoşça kal.😺

Yorumlar
Yorum Gönder