Ana içeriğe atla

ŞİZOFREN BOYUTU (Bölüm-1)

     "Neler görüp, duyduğundan bahsetmek ister misin?" karşımdaki siyah deri koltukta oturmuş, elindeki kağıtla ve kalemle söylediğim her kelimeyi not ediyordu. Kendimi anlatmaktan hoşlanmıyordum ve hoşlanmayacaktım da. Beni ilginç bir deney gibi inceliyordu. Kanımı alıyordu. İlaçlar veriyordu. Ve sorular... Sürekli sorular soruyordu.
     "Çünkü senin canını yeterince sıkıp intihar etmeni  istiyor." sağ tarafıma duran Şeytan'a döndüm. Keyifli keyifli kıkırdıyordu. Ağzından 'intihar, ölüm' kelimeleri olmadan çıkan bir kelime duymadım daha hiç. Ölmemi istediği bariz bir şekilde belliydi. Buraya gelirken de sürekli kendimi arabanın önüne atmam gerektiğini söyleyip durmuştu. Kendimi arabanın önüne atarsam; çizgi filmlerdeki gibi kafamın üstünde yıldızlar uçacağını düşünüyordu. Bunun olup olmayacağından tam olarak emin değilim, çünkü daha önce bana hiç araba çarpmadı.
     "Kes sesini! Doktor Bey'i dinlemek istiyorum." tam dizlerimin dibinde oturmuş kahverengi saçlarını geriye atıp güzel beyaz tenini ortaya çıkaran Boşluk'tu. Genelde bizi azarlardı.Fazla konuşmayı sevmezdi. İletişime geçmeyi sevmezdi. Tek sevdiği doktorumdu. Ben doktorumla konuşmaya başladığımda o da kendi kendine soruları yanıtlar sevinirdi. Sanırım Şeytan bozulmuştu, çünkü sessizce odanın karanlık köşesine çekildi. 
     "Amelia? Beni duydun mu?" bakışlarımı doktorun mavi gözlerine çevirdim ve başımı sallayıp konuşmaya başladım.
     "3 kişi var. Çocukluğumdan beri benimleler. Şeytan, Boşluk ve Küçük. Şeytan çok huysuz. Hiç durmadan konuşuyor ve beni rahatsız etmek için elinden geleni yapıyor. Bu işte başarılı olduğunu söyleyebilirim. Az önce sorularınızı beni darlayıp intihar etmem için sorduğunuzu söyledi.-" inci beyazı dişlerini göstermekten çekinmeden güldü ve 
     "Kesinlikle kendini öldürmen için yapmıyorum. Bu konuda emin olabilirsin. Tek istediğim daha iyi olman." 
     "Ben de senin iyi olmanı istiyorum tabii ki Bay Cooper." bunu Boşluk söylemişti. Hala pür dikkat doktoru dinliyordu.
     "Ben zaten Şeytan'a inanmamıştım. Ama aklımda ufak bir şüphe de yok değildi." söylediklerime tekrar güldü. Sanırım şaka yaptığımı zannetmişti. Yapmamıştım.
     "Onları tasvir edebilir misin?" tekrar kağıda bir şeyler yazdıktan sonra bana döndü. Bu sırada Boşluk bir anda sol yanımda bitivermiş kendisini güzel anlatmam konusunda ısrar ediyordu.
     "Gülüşümün ne kadar güzel olduğunu söyle. Eğer söylemezsen bir daha Şeytan'la aranıza girmem. Bu deliyle kafayı sıyırman için seni yalnız bırakırım." şu anda Boşluk' a dönüp tek kaşımı kaldırmamak için kendimi zor tutuyordum. İnsanların yanında onlarla konuşmak beni daha da garip gösteriyordu. 
     "Şeytan'ı tam tanımlayamam. Bir bedeni yok gibi. İstediği zaman istediği şekle bürünüyor. Boşluk gülüşünün çok güzel olduğunu söylememi istiyor. Kahverengi saçları ve bembeyaz bir teni var. Ve sanırım sizden fazlasıyla hoşlanıyor. Küçük ise bir çocuk. Ben küçükken beraber oyunlar oynardık. Ben büyüdüm ama o hala küçük bir çocuk. Büyüdüğüm için bana biraz kırgın. Hala sohbet edip dertleşiyoruz. Sarı saçları ve yemyeşil gözleri var. Gözlerine baktığımda kendimi huzurlu hissediyorum. Çocukluğumu hatırlamak bana iyi geliyor." hatırladığım anılarla hafifçe gülümsedim. Bay Cooper ilgiyle beni dinliyordu. Hep ilgiyle dinlerdi beni. Ve bu söylediklerimi de not aldı. Not almasının yanı sıra bir de kaydediyordu. 
     İçinde olduğumuz bu aşırı beyaz oda bana bazen rüya gibi geliyordu. Gerçek ve hayal olan karışıyordu. Aslına bakarsanız özel olduğumu düşünüyorum. Bay Cooper'ın dediğine göre 3 yakın arkadaşım(evet Şeytan'da yakın arkadaşım.) aslında yoklar. Bense onların başka bir boyuttan geldiğine inanıyorum. Bu inancım hakkında Bay Cooper'a tek kelime etmedim. Çünkü gerçek olmadıklarına beni inandırmaya çalışacağına adım gibi eminim. Sonuçta beynimin bir ürünü olsalardı neden kendimi öldürmem konusunda ısrar eden birini üreteyim ki?
     "Bugünlük bu kadar yeter sanırım. Yorgun görünüyorsun. İlaçlarını içmeyi unutma." ve birbirimize güzel dileklerde bulunduktan sonra hastaneden ayrıldım. 

Yazılan hikaye gerçek bir şizofreni hastası olan kadının gördüklerinden kurgulanmıştır. 
Sevgilerle MrsSpace👩‍🚀

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

BEKLEMEYİN, YAPIN. İÇİNİZDE SİNSİ BİR ŞEY OLABİLİR..

                   Vize haftası, hastalık vs. derken kendimi zor toparladım. Yazı yazmaya vakit ayıramadım. İnsan yarın ne olacağını bilemez demiştim ya. Kesinlikle öyle. 25 gündür tahminlerin yürütüldüğü, ilaç yazılamayan ve henüz tedavi olamadığım bir rahatsızlığım var. 5 tane bölüm gezdim. En son muayene olduğum poliklinik tanı için uygulayacağı işleme baya ileri bir tarih verdi. Ve ben başka ilde ki hastaneleri araştırıyorum. Artık özel-devlet ücretli-ücretsiz araştırma hastanesi vs. fark etmiyor.            Sağlık denen şey gerçekten önemli.. Çok uzun tutamayacağım. Çünkü; anlatacak çok şeyim varken aslında hiç bir şeyim yok.           Ne yapmak istiyorsanız bugün yapın! 1 günde her şey değişebilir ve bu ne kadar sürer kestiremezsiniz. Beklemeyin.           Sağlıcakla kalın!

Pijamalı Kız

Evet bu aralar başlıktaki kız tam olarak benim. Yeni mezun bir işsiz olarak hayatım biraz zor ve sıkıcı geçiyor açıkcası. Yeni mezun olacak arkadaşları korkutmak istemem ama onca yıl okul okumaya alışmışken birden hayatından en büyük uğraşının çıkarılması insanı biraz üzüyor. Başta okulunun bitmesi fikri çok harika görünsede realitede maalesef öyle bir durum yok. Ama tabi ki tüm bunlara rağmen boş oturuyor gibi algılamayın. Peki napıyorum mesela alese girdim inşallah eylülde kendimi herhangi bir üniversiteye kabul ettirebilirsem yüksek lisansa başlıyacağım; ama o zamana kadar bir işte çalışmak istedim  tabi ki kendime göre bir iş bulamadım. Bu yüzden evdeyim bol bol sıkılmalı günler geçiriyorum. Amacım sizi sıkmak veya korkutmak değil aksine yeni mezun olacak arkadaşlar benim düştüğüm hataya düşmeyin demek. Tavsiyem daha okulunuzun bitmesine en az 5 6 ay varken mezun olduktan sonra ne yapmak istediğinize bir an önce karar vermeniz ve bu kararınıza körü körüne bağlanmamanız gerekiyo...

GÖKYÜZÜNDEKİ KRİSTALLER

    Her gece başımızı gökyüzüne çevirdiğimizde, şehir ışıklarından dolayı görmekte zorlandığımız minik parlak kristaller... Yıldızlardan bahsediyoruz evet. Kaç çeşit olduğunu merak ettiniz mi? Ben size bu soruyu sorduğumda aklınızdan "beyaz cüce, kırmızı dev " gibi cümlecikler geçtiyse bunları kafanızdan atın çünkü bunlar yıldızın evreleridir, çeşitleri değil .     Yıldızları sınıflandırmak için William Wilson Morgan ve Philip C Keenan 1943 yılında kafa kafaya vermişler. Yıldızları spektral tipine yani sıcaklıklarına göre sınıflandırmışlar ve buldukları bu yönteme ise " Morgan-Keenan " yöntemi demişlerdir. Spektral tipleri belirleyebilmek için bazı harfleri kullanmışlardır: O, B, A, F, G, K, M.(En ağırdan en hafife) Bu harfler yıldızın kütlesini ve tayf türünü sembolize eder. Harfleri akılda tutmak için bir kodlama bile var: ' O h B e A F ine G irl  K iss M e'       Yıldız sınıfları da kendi içlerinde bölümlere ayrılmaktadır. 0'dan 9'a do...